"Hoş geldiniz, sunulan hizmetlerden faydalanmak için sisteme giriş yapmalısınız"

BANA ULAŞIN

Talep ve önerilerinizi bana yazarak iletebilirsiniz.

Sonuçlar

Bakanımız Hakkında.

Nerden Nereye: /

31.05.2016

Recep AKDAĞ (d. 8 Mayıs 1960;İspir, Erzurum), Türk Hekim, Akademisyen ve Politikacı

İlk ve orta öğrenimini Erzurum’da, lise öğrenimini Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi ve aynı fakültede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında uzman oldu. Bir yıl süreyle Londra'da kan hastalıkları üzerine çalıştı. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde Başhekim Yardımcılığı, Satınalma Komisyonu Başkanlığı ve Tıp Dergisi Editör Yardımcılığı görevlerini yürüttü. Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi olarak ders verdi ve 1999'da profesör oldu. Özellikle çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında olmak üzere yüzün üzerinde makalesi ve tebliği yayımlandı. 1996'da İstanbul Tabip Odası'ndan "Yılın Makalesi" ödülünü aldı.

Prof. Dr. Recep AKDAĞ 22, 23 ve24. dönem Erzurum Milletvekili oldu. 58, 59, 60 ve 61. hükümetlerde Sağlık Bakanlığı yaptı. Bakanlığı süresince başta “Sağlıkta Dönüşüm Programı” olmak üzere, “Dumansız Hava Sahası” ve “Obezite İle Mücadele Programı” gibi öncü projeler ile “İnsan Odaklı Sağlık Hizmeti Sunumu” için çalışmalarını aralıksız sürdürdü. 18 Kasım 2002'den 24 Ocak 2013'e kadar Sağlık Bakanı olarak görev yapan Akdağ, bu göreve 4 kez üst üste atanan ilk bakandır ve Dr. Refik Saydam'dan sonra en uzun süre görev yapan Sağlık Bakanı olmuştur. Bakanlığı süresince Türkiye’nin sağlık alanında gösterdiği gelişmeler hem yurtiçinde hemde uluslararası platformlarda büyük ilgi uyandırmıştır.

Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Fakültesi’nde Sağlıkta Liderlik Programı’nın yönetim kuruluna seçilen Akdağ, her sene bu üniversitede Sağlık Bakanlarına ve doktora öğrencilerine Türkiye’nin Sağlık Dönüşümü ’nü anlatmak ve reformcu liderlik konusunda ders vermek için Boston’a gitmektedir. Ayrıca başta Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası olmak üzere birçok uluslararası kuruluş ve devlet tarafından yurtdışında davet edildiği konferans, sempozyum ve özel programlarda liderlik,ekip oluşturma, yönetim ve sorumluluk, politika geliştirme, stratejik plan hazırlama ve uygulama, sağlık sisteminin dönüştürülmesi, bütün vatandaşların ulaşabildiği kaliteli bir sağlık sistemi inşası gibi konularda tecrübelerini paylaşmaktadır.

AK Parti 5. Olağan Kongresi’nde Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçilen Akdağ, 1 Kasım seçimlerinde de 26. dönem Erzurum Milletvekili seçilmiştir.

25 Kasım 2015 tarihinde AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Prof. Dr. Recep AKDAĞ, 65.hükümette yeniden T.C. Sağlık Bakanlığı görevine gelmiştir.





İrtibat teli arayın :

Yaşama Yol Ver !

Nerden Nereye: /

24.11.2015

                    http://www.acilafet.gov.tr/yasama-yol-ver/

İrtibat teli arayın :

Üyelerimizden Dr Halil AKTAŞ ile kitap söyleşisi

Nerden Nereye: /

17.11.2015

Sayın Aktaş öncelikle Halil Aktaş’ı tanımak isteriz. Bize hem yazar olarak hem de bir hekim olarak kendinizi tanıtır mısınız?

1972 Gümüşhane doğumluyum. Çocukluğum Trabzon’da geçti. Babamın işi nedeniyle 1986 ‘da İzmir’e yerleştik. KTÜ Tıp Fakültesi 1997 mezunuyum. İlk görev yerim Erzincan’dı. Daha sonra Trabzon’a tayin oldum. Trabzon’da çeşitli yerlerde çalıştıktan sonra 2009 yılı ocak ayından beri Akçaabat ilçesinde aile hekimi olarak çalışıyorum.

Yazar olarak tanıtmaya gelince, çok eskiye gitmem gerekir. Ortaokul yıllarımda skeçler yazar bunları arkadaşlarımla sahnelerdim. Daha sonra ki yıllarda daha çok şiire yöneldim. 2000 Yılı mayısında “Yaren” adlı şiir kitabımı yayınladım. Romana ve öyküler yazmaya merak saldım ama başladığım üç roman denemesini de bitiremeden rafa kaldırdım. Çocuk öyküleri yazdım uzun süre. 2014 yılında kızımın desteğiyle ve beni yeniden yazmaya teşvik etmesiyle rafa kaldırdığım üç romanı da yeniden düzenleyerek ve kaldığı yerden devam ettirerek yazmaya başladım. İlk romanım “Az Kullanılmış Sevgiler” bitti. İkincisi  “Beni Dinler misin Leyla? “ bitmek üzere. O bittikten sonra üçüncü romanım “Mücella- Bilinmeyen Numaralar”  adlı romanımı bitirip yenisine başlayacağım.

 

Sayın Aktaş,  kitabınızı web sayfamızda bizlerle ve tüm sağlık çalışanlarıyla paylaştığınız için teşekkür ederiz. Keyifle ve bir solukta okunabilecek bir kitap olmuş “Az Kullanılmış Sevgiler”.  Bilindiği üzere ilk kitabınız. Bize ilk olarak yazma fikrinizin nasıl çıktığını ve Az Kullanılmış Sevgiler’in çıkışından bahseder misiniz?

Bir sağlık çalışanını olarak kitabımın ilk sizin web sayfanızda yer almasından dolayı mutlu oldum. Bu fırsatı bana verdiğiniz için ben de size teşekkür ediyorum.

Ben iyi bir gözlemci olduğuma inanırım. Hayata katmaktan çekindiğimiz o kadar söylenmemiş sözler var ki, birine sevdiğimizi söylemek gibi. O kadar az kullanırız ki. İşte bu söylenemeyen sevgilerin, yarım kalan aşkların, entrikasız hayatların, birbirini seven, başkaları için de bir şeyler yapabilen insanların, az kullanılmış sevgilerin hikayesini yazmak istedim ve böylece bu roman ortaya çıktı. Romanı yazarken internette bir kitap paylaşım sitesinde günlük olarak paylaşmaya başladım, ilgi görüp okunma sayısı da artınca da her gün yazmaya gayret ettim.

Bu roman, kızım başta olmak üzere ,editörüm dediğim sevgili arkadaşım Dr. Arzu Şaşoğlu ve beni her zaman yazmaya zorlayan , geribildirimleriyle beni destekleyen,  geliştiren Dr. Mustafa Özçınar sayesinde çıkmış oldu.

 

Hepimiz biliyoruz ki yoğun bir çalışma ortamınız var. Bu yoğun tempoda kitap için nasıl vakit ayırabildiniz ve” Az Kullanılmış sevgiler “ ne kadar sürede yazıldı?

Konuşmamızın başında da dediğim gibi bu romanımı 2001 yılında yazmaya başladım ama elli sayfa yazdım yazmadım rafa kaldırdım. 2014 yılında tekrar yazmaya başlayıp yaklaşık iki ay gibi bir sürede tamamladım. Genelde tatil günlerimde yazdım. Bir ara her gün yazdım. Bir kitap okuma sitesinde arkası yarın tarzında yazmaya devam ettim. O kadar ilgi gördü ki, her gün yeni bölüm bekler oldu okuyanlar. Onların bu beklentisi beni her gün yazmaya itti. Bazen öğlen aralarında bazen akşamları yazmaya fırsat bularak kitabı tamamladım.

Yazmak bir yetenek midir sizce, yoksa öğrenilebilir mi?

Herkes yazamaz bu iş yetenek işi deseler de ben buna inanmıyorum. Geçenlerde çok seyahat eden dünyanın dört bir tarafını gezen bir arkadaşıma, gittiğin yerler ile ilgili gördüklerini, yaşadıklarını, bize söyleyeceğin sözleri yazsana diye motive etmeye çalıştım ve çok iyi bir şekilde de kitabında bizlere bu söylediklerimi paylaşacağına inancım tam. Yetenek değil yani bence yazmak. İstemekle alakalı ve severek yazmakla.

“Az Kullanılmış Sevgiler” in konusu nasıl orataya çıktı?

Öncelikle yarım kalan bir aşkın yarım kalan yüzleşmesini yazmayı hayal etmiştim. Konuyu yazarken kendimi tutamayıp yeni aşklar icat ettim. Aşkın, sevginin, birileri için bir şeyler yapabilmenin  insanları hala çok mutlu edebileceğini göstermek istedim. Yazarken kızımın bana müdahalesi çok oldu. Yazdığım bölümleri ilk ona okuyordum. Her gün ne yazdığımı merakla bekliyor bölümü ona okuyup bitirdiğimde “ne yani bu kadar mı?” diyordu. Ameliyata giren karakterim için ,”Baba bak sakın ameliyatta ölmesin yoksa okumam daha” diye benim akışımı çok değiştirdi. Mutlu sonla bitmesine sebep oldu.

Biraz teknik konulara da değinmek istiyorum. Kitabın basımı ve okurla tanışması, tüm bunlar nasıl oluyor. Bize tüm bu aşamaları anlatabilir misiniz.

Yazarken bu kadar yorulmadım. Trabzon’da fazla kitap basan yayınevi yok. Yazar bir abimin yönlendirmesi ile Sonhaber Yayınları ile tanıştım. Anlaştık.

Yazmaya başlayınca kendimi durduramıyordum bazen klavye başında. İlk başta kitabın redaksiyonu yapıldı. İmlası, anlam bozuklukları, yanlış yazımları düzeltildi. Kitabın tescili ve bandrol işlemleri tamamlandı. Kapak fotoğrafını fotoğrafçılıkla da çok yakından ilgilendiğim için ben tasarladım. Sonra baskıya geçildi. Ve şu an elimizde.

Az Kullanılmış Sevgiler’i nasıl tanımlarsınız?

İçinizi ısıtacak bir hikaye. Eğer okumaya başlarsanız bitirmeden elinizden bırakamayacağınız bir roman oldu. Bazı yerlerinde gözleriniz yaşarabilir , bazen de tebessüm ederek okuyacaksınız. Hani eski Türk filmleri vardı ya, işte o tatta olmuş bir hikaye.

 

Ve son olarak okumak isteyen üyelerimiz kitabı nasıl temin edebilirler?

 

Şu anda dağıtımı konusunda sıkıntılar çekiyorum. Sağlık camiasında olan eşe, dosta ,arkadaşlara  kargo ile ulaştırıyorum . Kargo dışında herkesin kitabıma ulaşabilmesi için  illerde bağlantılar kurmaya çalışıyorum. İnternetten de siparişi için çalışmalar yapıyorum. Trabzon’dan Sonhaber Yayınlarından kitabıma ulaşmaları da mümkün. İmza günlerinde yer alarak daha çok okuyucu kitlesine ulaşmayı hedefliyorum.  drhalil61@hotmail.com bana ulaşabilecekleri web adresim, kitaba ulaşmak isteyen sağlık çalışanlarımız buradan benimle iletişime geçebilirler. 505-649 82 44 de telefon numaram .

İrtibat teli arayın :

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Vefatının 77. Yıldönümü Dolayısıyla Bir Mesaj Yayımladı

Nerden Nereye: /

10.11.2015

SAĞLIK BAKANI DR. MEHMETMÜEZZİNOĞLU’NUN 10 KASIM MESAJI

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 77. yılında O’nu saygı ve rahmetle anıyoruz.

77 yıl önce ebediyete uğurladığımız Gazi Mustafa Kemal’in yepyeni ufuklar açan anlayışıyla ülkemiz önemli mesafeler kat etti. Geçen sürede, O’nun hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin ötesine geçme yolunda kararlılığımız hiç eksilmedi. Cumhuriyetimizi 100. yılı olan 2023’e demokrasi kültürünü benimsemiş, öz değeri, öz saygısı ve özgüveni yüksek nesillerle taşıyacağız.

Bu düşüncelerle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının yıl dönümünde bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.


                                                                       Dr. Mehmet Müezzinoğlu

                                                                                T.C.Sağlık Bakanı


İrtibat teli arayın :

Cumhuriyetimizin 92. Yılı Kutlu Olsun

Nerden Nereye: /

29.10.2015

SAĞLIK BAKANI DR. MEHMET MÜEZZİNOĞLU’NUN

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI

Cumhuriyetimizin 92. yıla ulaşmasının milletçe mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz.

Gazi Mustafa Kemal'in liderliğinde Dünyaya örnek bir kurtuluş destanı sonrasında adeta küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti 92 yaşında…

Adını tarihe altın harflerle yazdırmış milletimiz, her buhranın üstesinden gelmeyi başarmış ve her defasında dünya sahnesinde hak ettiği yerini almıştır.

Geçen yıllar ülkemiz için kolay olmadı. İçte ve dışta güçlü engellerle karşılaştık, büyük mücadeleler verdik. Bugün de terörle ve farklı senaryolarla ülkemizin önüne setler çekilmeye çalışılıyor. Ancak bu büyük milletin cesareti, feraseti, mücadele arzusu en önemlisi de birlikteliği ülkemizin önündeki engelleri bir bir aşmamızı sağladı. Birlik oldukça, kenetlendikçe büyüdük; büyüdükçe kazandık. Bundan sonra da öyle olacaktır.

Sağlıkta büyük dönüşümler yaşadık. Ülkemizde ilkel şartlarda hizmet veren sağlık tesislerimizi yeniledik. Hizmet kalitesiyle donanımıyla nitelikli insan kaynağı ve en önemlisi sürdürülebilir finansmanıyla dünyaya örnek bir sağlık sistemi oluşturduk.

Bu kazanımları asla yeterli görmüyoruz.  Önümüzde 2023 Vizyonu gibi büyük bir ideal, yepyeni hedefler var. 8 yıl sonra, Cumhuriyetimizin 100. yılında aynı karalılıkla aynı azimle devam ederek ülkemizi çok daha iyi noktalara getireceğiz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı vesileyle güçlü demokrasimizin en önemli unsurlarından biri olan 1 Kasım Genel Seçimlerinin huzurlu bir ortamda gerçekleşmesini de temenni ediyor, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetin 92. kuruluş yıldönümünü kutluyor, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere gazilerimizi ve istiklal uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

 

                                                                                                                           Dr.Mehmet Müezzinoğlu

 T .C. Sağlık Bakanı

İrtibat teli arayın :

KPSS 2015/3 ile Sağlık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Sözleşmeli Pozisyonlarına Yerleşenlerin (Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumuna yerleşenler hariç) Göreve Başlama İşlemleri Hakkında Duyuru

Nerden Nereye: /

19.10.2015

İrtibat teli arayın :

Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Taşra Teşkilatında İstihdam Edilmek Üzere 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B Maddesine Göre Sözleşmeli Sağlık Personeli Alım İlanı

Nerden Nereye: /

08.10.2015

İrtibat teli arayın :

Kurban Bayramında Beslenme Konusunda Dikkat Edilecek Hususlar

Nerden Nereye: /

30.09.2015

Dini Bayramlar, tüm aile bireylerini bir araya toplayan, sevgi ve mutluluğun göstergesi olarak simgelenen geniş sofraların kurulduğu günlerdir. Kurban Bayramı’nda, Bayram geleneklerimizden olan tatlı, şeker tüketimine ek olarak kırmızı et tüketiminin miktarı ve sıklığı artmaktadır. Bu dönemde şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kurban bayramında; sağlıklı beslenmenin temel prensiplerine, yiyecek seçimine, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli dağılması için alınması gereken önlemlerin herkes için geçerli olduğu unutulmayıp her zaman özen gösterilmelidir.


Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet (şeker) ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve aşırıya kaçmamalıdır.


KURBAN ETİ NASIL TÜKETİLMELİ?

Etler sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir. Genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.


KURBAN ETLERİNİ NASIL PİŞİRMELİYİZ?

Kurban Bayramı'nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat edilmelidir. Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli "kanserojen maddelerin" oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir.


Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve "kömürleşme" sağlamayacak şekilde ayarlanmalı.


Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Etlerin iç sıcaklığı en az 75 ºC olmalıdır. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır.


Kurbanlığınızın satın almadan önce veteriner kontrolünden geçtiğinden emin olmalısınız. Uygun kesim şartlarının sağlanması sağlık açısından önemlidir. Hayvanlarda görülen ve zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıklar insanlara bulaşabilmektedir. Bunlardan kist hidatik, toksoplazmozis, teniyoz, brusellozis, şarbon ve verem gibi hastalıklar ülkemiz açısında önem arz etmektedir. Ancak, bu hastalıkların birtakım basit kuralları uygulamakla önlenebileceği de unutulmamalıdır.


Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme) vb.) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasında neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır.  Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir.


KURBAN ETLERİNİ NASIL SAKLAMALIYIZ?

Kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir. Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabilir.


Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı "mikroorganizmalar" için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır.


Etlerin, "oda ısısında açıkta bırakılacak şekilde değil", yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etin çabuk çözünmesi amacıyla uygulanan kalorifer, soba üzerinde çözünme, oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir. Et hazırlamada kullanılan kesme tahtalarında çiğ sebze ve meyveleri doğrama işlemi yapılmamalıdır.


Bayramlarda da yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun miktarda et tüketirken çeşitlilik yaratmak için, diğer besin grupları olan ‘süt grubu’, ‘ekmek grubu’, ‘sebze grubu’ ve ‘meyve grubu’ ile aynı öğünde birlikte tüketmeye özen gösterilmelidir.

İrtibat teli arayın :

3-9 Eylül 2015 Halk Sağlığı Haftası

Nerden Nereye: /

09.09.2015

Ülkemizde her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında  Halk Sağlığı Haftası kutlanmaktadır. Bu haftanın amacı halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak ve yürütülen çalışmaları daha görünür kılmaktır.


Halk sağlığı, bireyi sağlıklı ve üretken bir şekilde tutarak toplumsal gelişmeyi sağlamayı hedefler. Bu hedefe ulaşmak amacıyla bireylerin sağlıklarını korumak ve geliştirmek için gereken tüm sağlık hizmetlerini sunmak esastır. Koruyucu hekimlik çalışmalarını yaygınlaştırmak, eğitimler düzenleyip toplum bilincini artırarak hastalıkları meydana gelmeden önlemek ve hayat standardını yükseltmek halk sağlığı çalışmalarının temel amaçlarındandır.


2012 yılında kurulan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) yurdun en ücra köşelerine kadar ulaşan 100 bine yakın personeliyle vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunmaktadır. Aile sağlığı merkezlerinde ve toplum sağlığı merkezlerinde çalışan sağlık personelinin yanı sıra çok farklı unvan ve meslek sınıfından profesyonel,  ekip ruhu içerisinde hizmet vermektedir.


Yaşamın ilk anlarından itibaren her vatandaş aile hekiminden hizmet almaya başlamaktadır. Aile hekimleri, daha bebeklik ve çocukluk çağında aşılama faaliyetleri ile başlayan koruyucu sağlık hizmetlerini bir ömür boyu sürdürmektedir. Aile hekimliği uygulaması ile her birey sağlıkları ile ilgili her türlü konuda danışmanlık hizmeti alabilecekleri bir hekime kavuşmuştur. Her gün yaklaşık bir milyon kişi aile hekimleri ile bir araya gelmektedir.


Ülkemizde sağlık hizmetleri sadece sağlık tesisleri ile sınırlı kalmayıp aile hekimlerince yaklaşık dokuz milyon kişi yaşadıkları yerde ziyaret edilerek sağlık problemlerine çözüm bulunmaktadır. Bunun yanı sıra evlerinden çıkamayan 250 bin kişiye evinde sağlık hizmeti sunulmaktadır.


Kadın ve çocuk sağlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun öncelikleri arasındadır. Özelikle doğurganlık çağındaki kadınlara ve doğuştan itibaren çocuklara yönelik yapılan sağlık hizmetleri itina sürdürülmekte ve yakından izlenmektedir.

On üç ayrı hastalık yapıcı etkene karşı sürdürülen ve dünyanın en kapsamlı aşılama programlarından birisi olan ulusal aşı programı ile yılda yaklaşık 40 milyon doz aşı geleceğin güvencesi çocuklarımıza uygulanmaktadır.


Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede hedef; hastalıkların ortaya çıkışını engellemektir. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, 7 gün 24 saat boyunca bulaşıcı hastalıklara yönelik izleme yapmakta, herhangi bir salgın tehlikesi durumunda süratle harekete geçerek salgın kontrol çalışmalarına başlamaktadır.


Sağlığın temel unsurlarından olan içme ve kullanma sularının güvenilir olması için her yıl 62 bin noktadan düzenli aralıklarla alınan numunelerden yapılan 170 bin tahlille şebeke sularını, 1200’den fazla noktadan alınan 35 bin örnekle de yüzme sularının güvenliği takip edilmektedir.


Tercih ettiğimiz yaşam tarzı sağlığımızı şekillendirir. Birçok hastalıktan korunmak için sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşam tarzı benimsemek, sigara ve alkolden uzak durmak gereklidir. Ulusal programlarımız kapsamında sağlığımızı tehdit eden risk faktörlerine karşı vatandaşlarımızla birlikte mücadele edilmektedir. ALO 171 sigara bırakma hattı 7 gün 24 saat esası ile danışmanlık hizmeti vermekte ve dileyen vatandaşı yurt sathına yayılmış 400’den fazla sigara bırakma polikliniğine yönlendirmektedir. ALO 191 hattı ile de uyuşturucuyla mücadeleye destek verilmektedir.


Dünyadaki gelişmiş ülkelerle aynı şekilde üç kanser türü (meme, rahim ağzı, kalın bağırsak) için erken teşhise yönelik her yıl 5 milyon tarama yapılmakta ve kanserden korunmaya yönelik eğitimler aralıksız sürdürülmektedir.


Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 100 bin sağlık çalışanıyla 7 gün 24 saat yanı başınızda:


GÜVENDESİNİZ…


İrtibat teli arayın :

Aşırı Sıcaklar

Nerden Nereye: /

22.07.2015

Aşırı Sıcakların Sağlık Üzerine Etkileri

Güneş veya Sıcak Çarpması:

Aşırı sıcağa maruz kalma sonucu beden ısısını ayarlayan terleme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak vücut ısısının düşürülememesi ile karakterize bir tablodur.

Vücut ısısı 10-15 dakika içerisinde 40-41°C üstüne çıkabilir. Güneş veya sıcak çarpması acil olarak tedavi edilmezse kalıcı hasara veya ölüme neden olabilir. Bilinç kaybından önce tedaviye başlanması durumunda iyileşme şansı oldukça yüksektir. Kişinin ateşi 39,4°C üzerindedir, deri kuru, kırmızı ve sıcaktır, terleme yoktur, bulantı kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, göz çukurlarının belirginleşmesi ve görme netliğinin bozulması ile komaya kadar gidebilen şuur bulanıklığı veya kaybı vardır.

İlk yardımda; kişi hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, soğuk su veya soğutucularla (vantilatör, klima vb.) soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysakesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Gerekli durumlar da hava yolu açılmalı ve suni solunum yapılmalıdır.

Sıcak Bitkinliği:

Uzun süre aşırı sıcağa maruz kalma ve yeterli miktarda sıvı almamaya bağlı su ve mineral kaybıyla meydana gelir. Daha sıklıkla yaşlılarda, yüksek tansiyonu olanlarda ve güneş altında çalışanlarda görülür. Aşırı terleme, yorgunluk, halsizlik, bayılma hissi, nabız hızlanması, ateş

yükselmesi belirtileriyle kendini gösterir. Deri soğuk ve nemlidir, nabız hızlı ve zayıftır, solunum hızlı ve yüzeysel, şuur açıktır. Güneş çarpmasının daha hafif şekli olup hayati tehlike yoktur.

İlkyardım; uygun ve zamanında yapılırsa genel durum hızla düzelir. Serin bir yerde istirahata alınan hastanın giysileri gevşetilip, sırt üstü yatırılarak bacakları yükseltilir. Islak havlu veya bezle serinletilmeye çalışılır. Bol miktarda sıvı verilir; özellikle de tuzlu ayran içirilir. Yaklaşık 1 saat içerisinde kişinin genel durumu düzelmezse mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.

Sıcak krampları:

Aşırı aktivite sonucunda terlemeye bağlı olarak vücutta hızlı bir su ve mineral kaybı meydana gelir. Düşük mineral seviyeleri kaslarda sıcak kramplarına neden olabilir. Sıcak krampları aynı zamanda sıcak bitkinliğinin belirtilerinden birisidir. Genellikle karın, bacak ve kol kaslarının fiziksel aktivite sırasında ağrılı spazmlarıyla meydana gelir. Sıcak krampları için tıbbi tedaviye gerek yoktur, kişinin yaptığı aktivite durdurulmalı sakin ve serin bir yerde oturtulmalıdır, meyve suyu veya mineralli içecekler içirilmelidir. Kramp meydana geldikten sonra en az birkaç saat fiziksel aktivitede bulunulmamalı, bir saat içerisinde geçmezse en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Güneş Yanıkları:

Deriye hasar vereceği için güneş yanıklarından kaçınılmalıdır. Uzun süreli güneş ışığına maruz kalmakla meydana gelir. Deri kızarık, ağrılı ve aşırı derecede sıcaktır. Eğer etkilenen kişide ateş, bül (su toplanması) ve şiddetli ağrı varsa veya 1 yaşından küçükse en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Güneş yanığından korunmak için güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılmalı, güneş yanığı olan yerler soğuk su ile silinmeli, etkilenmiş bölgelere nemlendirici tıbbi losyon sürülmelidir. Yağ, salça, yoğurt ve diş macunu vb. maddeler kesinlikle sürülmemeli, büller patlatılmamalıdır.

Sıcak Döküntüsü (İsilik):

Sıcak ve nemli havalarda aşırı terlemeye bağlı olarak derinin tahrişidir. Her yaşta görülmekle birlikte sıklıkla bebeklerde görülür. Küçük kızarıklıklarş eklindedir. Sıklıkla boyun, göğüs, dirsek iç yüzü gibi kıvrım yerlerinde görülür. Kızarık bölgeler kuru tutulmalı, daha serin ve daha az nemli ortam sağlanmalıdır.

Güneşin Geç Dönem Etkileri:

Güneş ışınlarının sağlık üzerine oldukça önemli olumlu etkileri mevcuttur. Uzun süre maruz kalındığında olumsuz etkiler de ortaya çıkabilir. Ciltte erken yaşlanma, gözde katarakt gelişimi, deri kanseri ve güneş lekelerinin ortaya çıkması bu olumsuz etkilerindendir.

Havada bulunanan bağıl nemim hissedilen sıcaklığa etkisi aşağıdaki tablodaki gibidir;

Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler

Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlı bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler vb.) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir.

Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen gruplar:

• Yalnız yaşayan 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar,

• Dört yaşından küçük çocuklar,

• Bakıma ihtiyacı olanlar,

• Hamileler,

• Açık alanda çalışanlar,

• Aşırı kilolular,

• Kronik hastalığı (şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar

• Sürekli ilaç (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kullanan kişiler,

• Sokak çocukları ve evsizlerdir.

Özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayan yaşlılar en çok risk taşıyan gruptur.

KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

A. Genel Korunma

• Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalı, denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem (en az 15 koruma faktörlü) kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir.

• Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler.

• Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

• Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır.

• Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir.

• Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır.

• Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir.

• Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir.

B. Beslenme ve Sıvı Alımı

• Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir.

• Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.

Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır.

• Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir.

• Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır.

• Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir.

• Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir.

• Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir.

Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.

İrtibat teli arayın :

    Sayfa 1 ve 13 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 >
     Git 
     
Aktif Kullanıcı: 140 Üye Sayısı: 48569

Telif Hakkı © T.C.Sağlık Bakanlığı 2017